GÜNCEL
Giriş Tarihi : 10-01-2021 13:17   Güncelleme : 10-01-2021 14:16

EMEK TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SAYFALARINDAN BİRİ 4 Ocak 1991’de başladı

Tam 30 sene önce 150 bin kişi yollarda bu sloganla yürüdü: Çankaya’nın şişman işçi düşmanı Tarihe, ‘Büyük madenci yürüyüşü’ olarak geçen eylemde eşleri ve çocuklarıyla beraber yürüyen işçiler, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve ANAP hükümetini fena halde sarsmıştı.

EMEK TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SAYFALARINDAN BİRİ 4 Ocak 1991’de başladı

Bundan 30 sene önce, 4-8 Ocak 1991'de Türkiye'de işçi ve sendikal hareketin en önemli eylemlerinden olan “Büyük madenci yürüyüşü” gerçekleşti. Tam 150 bin işçi, eşleri ve çocuklarını da yanlarına alıp Zonguldak'tan yola koyuldu, Ankara'ya doğru yürümeye başladı. Bu yürüyüş, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a “Çankaya'nın şişmanı işçi düşmanı” sloganını da miras bıraktı.

dsc887.jpg

Zonguldak'taki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) işyerlerinde örgütlü olan Türk-İş'e bağlı Genel Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yürütülen toplu protokol görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanmıştı. Yerin yüzlerce metre altında grizu korkusu ve ölümle iç içe yaşamakta olan maden işçileri, o günün parasıyla 2.5 000 000 lira maaş ve 85 bin lira yevmiye istiyor, Yıldırım Akbulut başkanlığındaki ANAP hükümeti ise, 1.2 000 000 lira maaş ve 64 bin lira yevmiye teklifinden geri adım atmıyordu.
Sonuçta anlaşma sağlanamadı, sendika grev kararı aldı. Zonguldak halkı da greve aktif bir şekilde destek veriyordu. Bugün il olan Karabük ve Bartın, o dönem Zonguldak'ın iki ilçesiydi ve bu ilçelerin halkı da Zonguldak merkezine akmıştı. Türkiye'nin gündemi, yüzleri kömür karası işçilerdi. Akbulut hükümeti, kamu açıklarını kapatma gerekçesi ile maden ocaklarını özelleştirmeyi planlıyordu. Toplu protokollerde de işçi ücretlerine zammın kısıtlı tutulması kararlaştırılmıştı.
ÖZAL ZORDA KALDI

Foto: Mehmet Özer
Elinde çekiç tutan çocuğun fotoğrafı yürüyüşün sembollerinden biri oldu.


Cumhurbaşkanı Turgut Özal ise, “Zonguldak kömür havzasında işçiye verilen ücret, sattığınız kömürün bedelini karşılamıyor… Yüzde 60 zam verdiğiniz zaman zarar 1 trilyonun üstüne çıkar. Haddinden fazla para verirseniz enflasyonu azdırırsınız” diyordu. Ancak maden işçilerine verilen destek 8. senesini tamamlayan ANAP hükümetini fena halde sarsıyordu. Zonguldak'ta gerginlik devam ediyor, uyuşmazlığın boyutları git gide genişliyordu. 100 000 maden işçisi greve başladı. Grevin 35. Gününde, sendika, işçiler ve hükümet arasında anlaşmaya yönelik hiç bir adım atılamayınca “Büyük yürüyüş” gündeme geldi.

BATTANİYESİNİ ALAN GELDİ

İşçi ailelerinin de katılımı ile önce 70 000 kişi toplandı ve 4 Ocak günü Ankara'ya doğru yürüyüş başladı. Sadece işçiler değil eş ve çocukları da giderek çoğalan kalabalığa karışınca, yürüyüş korteji iki misline çıktı. 150 bin kişi yollarda “Çankaya'nın şişmanı, işçi düşmanı” sloganı ile ilerliyordu. İşçiler tüm Türkiye'den destek görüyor, muhalefet liderleri Erdal İnönü ve Süleyman Demirel de yürüyen işçileri ziyaret ediyordu. İlk gece Devrek ilçesinde kaldırımlarda, taş zeminlerde, karayolu kenarlarında battaniye üstünde geçirildi. Devrek'ten çıkarak yürüyüşe devam etmekte olan işçilerin yolu Dorukhan Tüneli'nde komando birlikleri ve çevik kuvvet polislerince kesildi. Ancak işçiler kararlıydı ve barikat kaldırılmak mecburiyetinde kalındı. Mengen'e gelen madenci ve aileleri ile çocuklarının önü bu kez Yılancık Köprüsü'nde dozerlerle kesildi.

112 KİLOMETRE YÜRÜDÜLER

Sendika yöneticileri ve Genel Başkan Şemsi Denizer, 8 Ocak'ta Ankara'daki görüşmeleri tamamlayıp, yürüyüşe son verildiğini açıkladı. Ücretler iyileştirilecek, orta yol bulunacaktı. Ancak grev devam edecekti. İşçiler 112 kilometre yürümüştü. İktidarın imdadına ‘Körfez krizi' yetişti ve tüm grevler 60 gün süreyle ertelendi. Zonguldak halkının tek yürek olduğu bu eylem, tek bir taşkınlık yapılmadan, tek bir kişinin burnu kanamadan sona erdi. İşçiler, Türkiye'de eşi benzeri görülmemiş bu eylem sonrası istediklerini eksiksiz olarak alamadı ama ‘Büyük madenci yürüyüşü' tarihe geçti.

 



Silkele başkan düşecekler
Yürüyüşte sık sık “Silkele başkan, düşecekler” sloganı da atılmıştı. İşçiler sonradan bir cinayete kurban gidecek olan Sendika Başkanı Şemsi Denizer'i her gördüklerinde, bu sloganı atıyordu. Anavatan Partisi büyük yürüyüşten yaklaşık 9 ay sonra yapılan genel seçimler sonucu gerçekten de düştü. İktidarı kaybetti ve yerini Süleyman Demirel-Erdal İnönü başkanlığında kurulmuş olan DYP-SHP koalisyon hükümetine bıraktı.

“Yaşamak için çalışmak zorundaysak, savaşmadan ölmeyeceğiz”